17 Mayıs 2017

HATIRLAMAK- UNUTMAK - SELF SERVICE ART PERFORMANS GÜNLERİ




Küratörlüğünü Ayça Ceylan ve Pınar Derin Gençer' in üstlendiği “hatırlamak-unutmak” başlıklı self-service art performans günleri, 18-19-20 Mayıs tarihlerinde Krank Art Gallery ve Tomtom Gardens mekan işbirliğiyle Palazzo Tibaldi ve Otopark'ta gerçekleşecektir.
“Hatırlamak, kırılgan bir şehir gibi. Şehrin içinde gülenler, üzülenler, kızanlar, nefret edenler, suçluluk duyanlar, onarmaya çalışanlar ve niceleri bir arada. Bir aradalık hali insan türü için zaman zaman içerisinden çıkılamayan duygu durum çatışkılarının da nedenlerinden biridir. İçerisinde sıkışıp kaldığımız ya da kendi isteğimizle ikame halini sürdürdüğümüz duygu durumlarımız bir beden, bir mekan ve bir zaman içerisinde duyular ve/veya sezgiler aracılığıyla kendini var eder. Var olabilmek adına bağlantı nesneleri olarak beden, mekan ve zamanı kullanan duygu durumlarımız kendine ritüelistik bir dünya yaratır. Bu Dünya’da;
Ceyda Alparslan, “önce sevdiniz” sözlerini işlediği kurban ritüeli üzerinden zamanlar arası bir bellek soruşturmasına girer. Dila Yumurtacı sezgilerin patikasında izleyenleri şimdinin, buradanın yakınlarında bir molaya davet eder. Dilan Ceylan Emektar, temizleme-temizlenme halinin tekrarlı yapısı üzerinden bir arınma ritüeli yaratır. Dadans benliğin değiş tokuşunu yansımalarla rastlaştırıp bedenlerimize bükülen zamanın mümkünlüğü hissettirir. Neriman Arslan, geçmiş ve şimdi arasına bir ip kurup hatıraların reenkarnasyonunu görünür kılar. Ufuk Şenel, eşyaların ruhları ile iletişime geçip çağırmak istediğimiz halet-i ruhiyelerimizi bedenlerimize dokundurup yaşama musallat eder.
Bu dünyada hatırlamak insanı ödül-ceza mekanizması kapsamında cennet ve cehennem arasında bir yolculuğa çıkarır. Her bir yolculukta zamanı yeniden inşa ederiz. “ Ayça Ceylan
“Unutmak bir şeyin önemli olması durumudur; unutmak kayıtsızlığın zıttıdır. Unutmak doğanın acı hissiyle güçlenir; unutmazsak, canımız acır, yanarız, yaralanırız. Fakat sorumluluğumuz, unutmayı yalnızca bir sinir ucu durumu olmaktan kurtarmaktır. Unutmadığımızda, varlığımızı yitiririz ve unutmak varlığa geri dönüş yoludur. Doğadaki her şey zamanı gelince ölür. Ama insanlar öleceklerini bilirler ve tıpkı bunu bildikleri gibi unutacaklarını da bilirler. Unutmak için bir sözcükleri vardır, onu beklerler, unutmayı düşsel olarak yaşarlar. Uzun vadede bu eylemin gerçekten kabul edilmesi, iyileşmek, özgürlük duygusuna ulaşmak için gereklidir. Seneca; ''Yaşamın gerçek tadını, onu ödemeyi isteyen ve hazır olandan başka kimse alamaz'' diye belirtmiştir. Unutmak yaşamaktır, yaşamın içindeki boşluklardır. Ve onun gerçek tadını, onu ödemeyi isteyen ve hazır olandan başka kimse alamaz.
Eda Emirdağ, sessizliğin kök saldığı beyaz kumaş parçasının üzerindeki ayak izlerinin ardından belirir. Sandalye üzerindeki bu kadın, her şeyi saran bu derin sessizliğe dalar ve çığlıkların yükseldiği benliğinde kendini görür. Genco Gülan, renksizliğin içinde tanımlanmış bütün parçalarıyla 'Unutmayı unutursak buna hala unutmak denilebilir mi?' sorusuna yanıt arar. Halil Atasever, bir mektubun içinden dile dalgalanan sözcükleri ile unutmayı, biyolojik ve fizyolojik zemininden alıp toplumun her hücresine nüfuz edecek olguya dönüştürür. Hilal Sibel Pekel, beden ve yazının belleklerinin arasında kurduğu köprü ile unutmak ve ertelemek kavramlarını aynı zemine inşa eder.  İpek Taşdan, Berna Efeoğlu'nun eşliğinde, Edip Cansever'in salıncağı ile çok çabuk geçsin istediklerinin bedenindeki görülen ve görülmeyen tüm izlerini araştırır. Pawel Korbus, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasında akan nehirlerden biri olan Lethe Nehri' nde yüzerek unutmayı dener.” Pınar Derin Gençer
Performans günleri Çağrı Erdem’in Embodead performansı ile son bulacaktır. Katkılarından dolayı Lublin 2017 700 LAT MIASTA ve Istanbul Performance Art' a teşekkür ederiz. Performanslar ve konuşmalara katılım ücretsizdir.





18 Mayıs, Palazzo Tibaldi, performans/performance
19:00: Reenkarnasyon/ Reincarnation, Neriman Arslan 
Ahde Vefa: Dua Performans/ Loyalty to the cause: Prayer Performance, Eda Emirdağ

20:15: Domesterapi/Domestherapy, Dilan Ceylan Emektar
            Bir Dilek Olarak Unutmak/, İpek Taşdan, Berna Efeoğlu eşliğinde

21:00: Sergilenebilir Anlar/The Displayable Moments, Ufuk Şenel        
            Absans/Absence, Hilal Sibel Pekel

19 mayıs, Palazzo Tibaldi, performans/performance
19:00: Görelilik Üzerine ve Göre/ On Relativity , dadans
            Unutmak/to forget, Genco Gülan

19:00: Reenkarnasyon/ Reincarnation , Neriman Arslan
20:00: Kuzu Projesi/ Lamb Project, Ceyda Alparslan
            Adlandırılamayan/Cannot be named, Halil Atasever

20:45: Deneyüstü Deneyler/ Transcending the Senses, Dila Yumurtacı
            I'll Try To Forget, Pawel Korbus

20 Mayıs, Otopark, sanatçı konuşması/artist talk, performans/performance

14:00 - 14:45 “Biz kimiz?”/”Who are we?”, Ayça Ceylan, Derin Gençer

15:00-18:00 Sanatçı Konuşması/Artist Talk, (Berna Efeoğlu, Ceyda Arpaslan,Çağrı Erdem, Dadans, Dila Yumurtacı, Dilan Ceylan Emektar, Eda Emirdağ, Genco Gülan, Halil Atasever, Hilal Sibel Pekel, İpek Taşdan, Neriman Aslan, Pawel Korbus, Ufuk Şenel)

18:30-19:30 Embodead, Çağrı Erdem

Palazzo Tibaldi, Tomtom Mahallesi, Tomtom Kaptan Sk. No:8, 34433 Beyoğlu/İstanbul
Otopark, Hacımimi Mah. Boğazkesen Cad. No: 108/A 34425 Beyoğlu



15 Mayıs 2017

Açık Çağrı

25. İSTANBUL LGBTİ+ ONUR HAFTASI SERGİ




25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında gerçekleştirilecek olan sergi için sanatçılara açık çağrı yapılıyor. Onur Haftası kapsamında bir sergi gerçekleşiyor olmasının sebebi sanatçı LGBTİ+’ların ve kuir sanatın İstanbul sanat çevresindeki görünürlüğünü ve sahip olunan kısıtlı alanı arttırmaktır. Sergi ilk defa 2008 yılında “Makul” temasıyla düzenlendi. 2009 yılında Hafriyat’ta ’Stonewall Olayları’nın 40. yılı anısına “İsyan ve Onur”, 2010 yılında Sanatorium'da “Aile”, 2012 yılında Cezayir Sergi Salonu’nda sistemin LGBTİ+’lar üzerine yüklediği beden politikaları kapsamında “Baskı, Haz ve Beden”, 2014 (Hayaka Artı ve Maumau) ve 2015 (Maumau ve BLOK Art Space) yıllarında ise LGBTİ+ hareketinin gelişiminin ve olduğu yerin bir değerlendirmesi olarak “nerdeen nereye” temasıyla yapıldı. Geçtiğimiz yıl ise sergi yine “nerdeen nereye” adıyla, temasız olarak Boysan’ın Evi'nde düzenlendi. 

Bu seneki Coğrafya temalı sergi ise Galeri BU’da yer alacak. Sergiye katılmak isteyen sanatçılar için yayımlanmış olan açık çağrı metni şöyledir: “25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında düzenlenecek Onur Haftası Sergisi, politik olan bireysel, bireysel olan politik olduğu için, sınırlanması güç bir kavram olduğu için, hem bedenden hem topraktan yola çıkan 'Coğrafya' temasıyla her sanat alanındaki işlerinizi bekliyor! bir coğrafya, yumuşak g’nin şapkasında itişiyormuş kakışıyormuş insanlar kim düşecekmiş aşağı? g’nin üstüne? gelin… gelsinlermiş buraya… engebeleri vücudun buluşurmuş engebeleriyle hareketlerin ve engebeleriyle sokakların. 





17 Haziran - 8 Temmuz arasında GALERİ BU’da yer alacak sergimizin bir parçası olmak isteyen sanatçılar her türlü sorularını ve 31 Mayıs tarihine kadar başvurularını nerdeennereye@gmail.com’a gönderebilirler. Bu sene 25’incisi düzenlenecek olan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası 19 - 25 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek ve hafta boyunca paneller, konuşmalar, atölyeler, etkinlikler, 13’üncü Hormonlu Domates Ödül Töreni ve sergi düzenlenecek. 

Sergide bir yeri olsun isteyen sanatçılar 31 Mayıs 2017 tarihine kadar nerdeennereye@gmail.com e-mail adresine eserlerini gönderebilirler.”

10 Mayıs 2017

RPNZL

RPNZL  Tasarım TomTom Sokakta etkinliği için gerçekleştirdiğim 2. yerleştirmem. Bu senenin teması "UP - Yukarı Bak". Tema doğrultusunda daha önce çizimlerimi akrilik çalışma olarak tamamladığım çizimlerimi ışık kutusu olarak sergilemek istedim.









Yerleştirmem ismi olan "RPNZL" keşif ve birbirine bağlanma macerasını işliyor. Tıpkı masaldaki gibi farklı arayışlarımız bizi farklı keşiflere yönlendiriyor ve her keşif yeni bir umut doğuruyor. Farklı gezegenlere yerleşme arayışımızın bu masallardan farklı bir kurgusu olduğunu düşünmüyorum.







Tasarım Tomtom Sokakta’nın Bu Yılki Teması ‘Yukarı Bak’

UP





Kendine özgü dokusuyla sokağın enerjisinden ilham alan ve kültürle yoğrulan İstanbul’un en özel bölgelerinden biri olan Tomtom Mahallesi, 11-14 Mayıs tarihinde tasarımın zengin ve renkli dünyası ile yenilenecek. İkincisi düzenlenecek olan “Tasarım Tomtom Sokakta” etkinliği, QNB Finansbank ana sponsorluğunda sanat, tasarım ve alışverişi ‘Yukarı Bak/Up’ temasıyla buluşturacak. 150’nin üzerinde tasarımcı ve sanatçı; 30’un üzerinde atölye ve söyleşi, sürpriz mekanları ve canlı performanslar ile sokağa bahar gelecek.




Beyoğlu’nun en dikkat çeken ve sokak kültürüyle gelişen bölgesi Tomtom Mahallesi, 11-14 Mayıs 2017’de tasarım ve yaratıcılık üzerinde iddiasını sürdüren Tasarım Tomtom Sokakta etkinliğine yine ev sahipliği yapıyor. İlki geçen yıl düzenlenen ve gördüğü büyük ilgi nedeniyle geleneksel olarak yılda iki kez düzenlenmesine karar verilen Tasarım Tomtom Sokakta; Tomtom Mahallesi’nin yaratıcı havasını güçlendirecek. Etkinlik, geçen yıl olduğu gibi Tomtom Design Management İcra Kurulu Hakan Kodal, Bahar Korçan, Serra Arıkök ve Ayşegül Temel inisiyatifinde hayata geçecek. Tasarım Tomtom Sokakta etkinliği bu yıl QNB Finansbank ana sponsorluğu, Jotun, Mastercard, Mudo, Orta Anadolu, Tomtom Gardens sponsorluğu ve Moda Tasarımcıları Derneği, İtalyan Lisesi, Tasarım Vakfı ve White and Soft iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Beyoğlu Belediyesi himayesinde gerçekleşecek bu özel etkinlikte Tescilli Markalar Derneği de Tasarım ödüllerini verecek. Geçtiğimiz yıl 15 bin ziyaretçinin ağırlandığı etkinlik, bu yıl da sergi ve enstalasyonlar, sohbet ve atölyeler, canlı performanslar ile Tomtom Kaptan Mahallesi’nde tasarım dünyasına ilham verecek.


“Gökyüzünün Yaşam Dolu Enerjisini Hissedin”
Tasarım Tomtom Sokakta’ya geçtiğimiz yıl da ev sahipliği yapan ‘Garaj’, bu yıl önemli bir değişiklikle iki kattan oluşacak. ‘Yukarı Bak/Up’ temasıyla gerçekleşecek olan etkinlik, temasıyla hem mekan vurgusu yapacak, hem de ziyaretçilere gökyüzünü ve yaşama sevincini hatırlatmayı hedefleyecek. Tasarım Tomtom Sokakta kurucularından Bahar Korçan, bu yılın temasını, “İnsanları mayıs ayında, yeryüzünün negatif duygu ve durumlarının aksine gökyüzünün yaşam dolu enerjisini tatmaya davet ediyoruz” sözleriyle özetliyor.






Yenilikleriyle tasarım dünyasını, yaratıcılığın merkezi olan Tomtom Mahallesi’ne taşıyacak olan etkinlikte; moda, mücevher, aksesuar, mobilya, seramik, grafik, kumaş, kağıt, aydınlatma gibi sektörlerden 150’nin üzerinde marka/tasarımcı yer alacak. QNB Finansbank kredi kartı sahipleri özel indirimler avantajlarıyla alışveriş yapabilecek. Etkinliğe, Tomtom Mahallesi’ndeki mağaza ve işletmeler de destek verecek.
Açılışı Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, organizasyon komitesi ve tüm katılımcılar tarafından 11 Mayıs Perşembe günü yapılacak bu etkinlikte ziyaretçiler ‘Hayatı ve Geleceği Tasarlamak’ konulu özel söyleşi ve buluşmalara katılabilecek. Ayrıca yoga, nefes ve enerji deneyimini yaşayacak. Dans performansları ve farklı müzik aktiviteleriyle ziyaretçilere sadece alışveriş değil, yaşam enerjisi sunacak. 30’u aşkın söyleşi ve atölye çalışmalarında Han Tümertekin, Saffet Emre Tonguç, Elif Dağdeviren, Özlem Güsar, Can Oba, Levent Erden, Arbil Çelen, Ali Shiro, Başak Pelister, Defne Ongun Müminoğlu, Sinan Naipoğlu, Beyhan Murphy gibi isimler etkinlik ziyaretçileri ile buluşacak.
‘Yukarı Bak/Up’ temasıyla çeşitli enstalasyonlara da yer verilecek olan etkinlik mekanının yanı sıra 4 gün boyunca Tomtom Mahallesi’nin önemli yapıları da enstalasyon ve sanat projelerine ev sahipliği yapacak. Etkinlik için özel olarak düzenlenen Art House binasında bulunan ve küratörlüğünü Bahar Korçan’ın yaptığı sergi alanında; Manner İstanbul sanatçıları; Naide Büyükkaymakçı, Günseli Kato, Tuba Hacısüleymanoğlu’nun yanı sıra Hasan Pehlevan, Ahmet Rüstem, Ersoy Alap, Ebru Döşekçi, Nida Şafak, Erkan Yaprakkıran gibi isimler, Pgart Gallery ve İstanbul Moda Akademisi sanatçılarının eserleri de sergilenecek.
Kaan Düzarat’ın müzik direktörlüğünü yaptığı etkinlikte; DJ performansları ve canlı müzik dinletileri de ziyaretçilere renkli saatler yaşatacak. Etkinlik boyunca her gün analog kültürün plak seçkileri de sunulacak.



Anneler Günü’ne Özel Hediye Seçenekleri
14 Mayıs Anneler Günü, Tasarım Tomtom Sokakta içinde ayrı bir öneme sahip olacak. Ziyaretçiler; Anneler Günü öncesinde farklı fikir ve yaratıcılıkta hediye seçme olanağını yakalarken, bu özel günü de anneler ve çocuklarına özel workshop ve atölyeler ile renklendirebilecek.






Geleneksel TMD Tasarım Ödülleri Sahibini Bulacak

Bireysel tasarımcıların yanı sıra perakende sektörünün tasarıma önem veren markalarının da bir araya geldiği etkinlikte, Tescilli Markalar Derneği iş birliğiyle geleneksel olarak gerçekleştirilen ‘Tescilli Markalar Derneği Tasarım Ödülleri’ de sahiplerini bulacak. Geçtiğimiz yıl kazananlarının önemli moda noktalarında tasarımlarıyla yer almalarını sağlayan yarışma, yine özgün tasarımları büyük ödüller ve seçkin platformlarla buluşturacak.

Düzenlendiği ilk yıl perakende dünyasının dikkatini çeken, kalite, yaratıcılık ve özgünlük kıstasları açısından örnek gösterilebilecek projelerin değerlendirildiği Perakende Güneşi Ödülleri ATÜ Özel Ödülü’ne layık görülen Tasarım Tomtom Sokakta etkinliği; 2017’den itibaren yılda 2 kez düzenlenecek. Etkinliğe; Tomtom Garaj, İtalyan Lisesi, Tomtom Gardens Avlusu, Tomton Kaptan Sokak, Boğazkesen Pop-Up Mağazalar ve bölgenin katılımcı mağazaları ev sahipliği yapacak.


Etkinliğin ana sponsoru olan QNB Finansbank Bireysel ve Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Enis Kurtoğlu; “QNB Finansbank olarak her daim sanatın ve sanatçının yanında olma gayretindeyiz. Genç sanatçıları yüreklendirecek ve topluma nefes alanı yaratacak benzer etkinliklerin artması gerektiğini düşünüyorum. İlki geçtiğimiz yıl düzenlenen Tasarım Tomtom Sokak’ta etkinliği sanatın her alanından birçok başarılı ismi bir araya getiren önemli bir organizasyon, yer almaktan dolayı mutluyuz. Eserleri heyecanla bekliyoruz.” dedi.

Moda Tasarımcıları Derneği, Birleşmiş Markalar Derneği, İtayan Lisesi ve Tasarım Vakfı’nın desteklediği Tasarım Tomtom Sokakta’da; QNB Finansbank ana sponsor, Orta Anadolu, Tomtom Gardens, Mastercard, Jotun, TMD ve Mudo sponsor olarak yer alıyor.

Tasarım Tomtom Sokakta aşağıdaki sosyal medya hesaplarından takip edilebilecek:

28 Nisan 2017

FERNANDO BOTERO ANNA LAUDEL CONTEMPORARY’DE



Özgün üslubu ile dünya çapında büyük bir ilgiyle karşılanan, Kolombiyalı  ressam  ve  heykeltıraş  Fernando Botero ’nun,  daha  önce  Türkiye’de  sergilenmemiş çalışmalarının yer aldığı Günlük Yaşamın Şiiri­ Hayattan Sahneler   isimli  sergisi  27  Nisan  Perşembe   günü  Anna Laudel  Contemporary ’de  açıldı.  




Dünyanın en önemli özel koleksiyonlarında ve neredeyse tüm öne çıkan müzelerde çalışmalarına rastladığımız usta sanatçı Botero’yu ağırladığı bu sergi ile Anna Laudel Contemporary, Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki yeni mekanında değerli sanatçıların sergilerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Darmstadt’daki Mathildenhöhe Enstitüsü’nün eski direktörü Dr. Klaus  Wolbert küratörlüğünde gerçekleşen sergi, resim; bronz ve mermer heykeller; desen ve çizimler dahil olmak üzere üç bölümden oluşan bir seçki ile sanatseverlere Botero’nun önemli eserlerini yakından görme ayrıcalığını sunuyor. Çağdaş sanatın yaşayan en önemli resim ve heykel sanatçıları arasında kabul edilen, insanları ve toplumsal yaşamı benzersiz üslubu ile yorumlamasıyla dikkatleri çeken Botero, tüm dünyada dolgun vücutları betimleme konusundaki başarısıyla tanınıyor. 85 yaşındaki sanatçının aynı zamanda kendi kültürünün toplumsal yapısını yansıttığı çalışmaları, siyasi otorite, mafya babaları ve orta sınıfa has kendini beğenmişlikler dahil olmak üzere toplumun karakteristik tüm figürlerini canlandırıyor.



25  Haziran  2017  tarihine kadar Anna  Laudel Contemporary’de devam edecek olan sergi, siyasi varoluş ve yaşam koşullarını keskin bir zeka ve hicivli üslubuyla ve tüm çıplaklığıyla ortaya koyan 21. yüzyılın en önemli sanatçılarından Botero’nun sanat geçmişine ışık tutuyor. Serginin küratörü Dr.  Klaus  Wolbert’in yorumu: “Anna Laudel Contemporary’de gerçekleşecek bu sergiyi, metropol İstanbul’un en çok dikkat çeken sanat etkinliği olarak nitelendirmek yerinde olur  çünkü bu sergi, büyük bir iddia ile, Botero’nun sanatsal yaratıcılığının sıra dışı bir kaliteyi temsil eden spektrumunu sunuyor. Bu sergide sanatçının, dolgun vücutları betimleme konusundaki kendine özgü eğilimi dahil olmak üzere, tipik temaları ve özneleri ustaca yansıtmak için kullandığı yaratıcı çözümleri ve gayet normal dünyevi insan yaşamının hayranlık uyandıran, başarılı gözlem ve tasvirlerini görebilirsiniz.” 

Günlük  Yaşamın  Şiiri  ­ Hayattan  Sahneler, 27  Nisan  ­  25 Haziran  2017 tarihleri arasında Anna Laudel Contemporary’de ziyaret edilebilir. 



Adres:  Bankalar Caddesi 10 Karaköy, Beyoğlu 34421 İstanbul 
Web  sitesi: annalaudel.gallery 
Facebook:  www.facebook.com/annalaudel.gallery Instagram:  www.instagram.com/annalaudel.gallery 
Twitter:  twitter.com/laudelgallery Anna  Laudel  Contemporary

25 Nisan 2017

Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral Sergisi




FÜREYA KORAL’IN YAŞAYAN SERAMİKLERİ
İKÜSAG’DA




Çağdaş seramiğin Türkiye’de başlaması ve yaygınlaşmasında büyük rol oynayan Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın, “Füreya Koral’ın Yaşayan Seramikleri” adlı sergisi, 24 Mayıs’a kadar İKÜSAG’da.

İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi (İKÜSAG), sanat sezonunun 7’nci sergisinde, Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın eserlerini ağırlıyor. Çağdaş seramiğin Türkiye’de başlaması ve yaygınlaşmasında büyük rol oynayan sanatçının, “Füreya Koral’ın Yaşayan Seramikleri” adlı sergisinde, 20’ye yakın eser sergilenecek.



Sanatında, soyuttan somuta uzanan ve Anadolu kültürüne ağırlık veren bir anlatımı tercih eden Koral, çalışmalarında seramik pano ve üç boyutlu eserlerin yanı sıra vazo, tabak gibi günlük yaşamda kullanılabilen ürünleri ortaya koyuyor. Sanatın, sanatçının hayatına karıştığı gibi halkın hayatına da karışması gerektiğine dikkat çeken Füreya Koral’ın eserlerinde seramik, sadece kullanım ve süs eşyası değil, toplumsal ifade aracı olan bir forma da dönüşüyor.



3 Mayıs 2017 Çarşamba günü saat 15.00’da, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin Ataköy yerleşkesinde bulunan İKÜSAG’da açılışı gerçekleşecek sergi, 24 Mayıs’a kadar açık kalacak.




18 Nisan 2017

“Perşembe Araştırmaları”




“Perşembe Araştırmaları”  20-22 Nisan Tarihlerinde Ersa Istanbul Core Ideas Showroom’da.





Mimarlık-sanat-üretim arakesitinde tasarım araştırmalarına odaklanan Atölye Mil tarafından Ersa sponsorluğunda düzenlenen “Perşembe Araştırmaları” serisinin dördüncü etkinliği “Mekansal Algı Deformasyonu: Analog Fotoğraf ve Dijital Manipülasyon”, 20-22 Nisan tarihlerinde Ersa’nın İstanbul showroom binasında gerçekleşecek.

Mimarlık, tasarım öğrencileri ve genç profesyonellere yeni bakış açıları kazandıracak platformların oluşması ve yaygınlaşması adına fikir ve yaratıma verdiği destekle Ersa’nın sponsorluğunda gerçekleştirilen “Perşembe Araştırmaları” serisinin dördüncü etkinliği bu hafta 20 Nisan Perşembe ve 22 Nisan Cumartesi günü Ersa’nın İstanbul showroom binasında gerçekleşecek. Türkiye Mimarlık Yıllığı 2016 listesinde yer alan ŞANALarc imzalı ERSA Ideas House, bir showroom olmanın ötesinde; geçici sergilemeler, tasarım sohbetleri ve buluşmalar için pek çok mekânsal karşılığı içinde barındırıyor.



Mimar Oğuzhan Abdik yürütücülüğünde gerçekleştirilecek “Mekansal Algı Deformasyonu: Analog Fotoğraf ve Dijital Manipülasyon” etkinliği kapsamında, katılımcılar ERSA Ideas House’da kısa bir sunum ve keşif turundan sonra mekânın analog fotoğraflarını çekecek. 22 Nisan Cumartesi günü atölyenin ikinci aşamasında çekilen fotoğrafların dijital manipülasyonu üzerine çalışmalar gerçekleştirilecek. Mekân algısı ve bu algının ifade edilme biçimleri üzerine kısa ve eğlenceli bir üretim sürecinin hedeflendiği etkinlikte mekâna dair kazanılan algısal haritayı, fotoğraf yoluyla görselleştirmek ve ardından aynı kişisellikle manipüle etmek amaçlanıyor.



Farklı açılar ve tekniklerle çekilmiş fotoğraflara, kişisel müdahaleler ve sunum teknikleri ekleyecek olan katılımcılar sezgisel olarak algıladıkları bazı mekânsal etkileri de bu atölye sayesinde keşfetme şansı bulacak. Atölye sonucunda elde edilecek son ürünler 30 Mart – 18 Mayıs tarihleri arasında “Perşembe Araştırmaları” etkinlik serisi kapsamında üretilen tüm çıktılarla birlikte TAK Kadıköy’de sergilenecek.

10 Nisan 2017

Mehmet Aksoy Sergi Kitabı İmza Günü





Mehmet Aksoy ile ​Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar Sergi Kitabının İmza günü: 
Küratör Dr.​ Klaus Wolbert​’ın önsözü ve Vahit Tuna​’nın tasarımı ile Anna Laudel Contemporary​’nin yayınladığı sergi kitabı Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar​’​ın ​değerli sanatçı Mehmet Aksoy​’un katılımıyla gerçekleşecek imza günü, 13 Nisan 2017​ tarihinde Anna Laudel Contemporary’de düzenleniyor. Mehmet Aksoy’un taş, mermer ve metal kullanarak mistik doğa olaylarını, Şamanizm ve tanrı imgelerinin etkilerini yansıttığı, üretim sürecini ve işlerini yakından görebileceğimiz kitap, sınırlı sayıda Türkçe - İngilizce basıldı. 



Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar​ ​isimli kişisel sergisi ile, beş yıl aradan sonra benzersiz çalışmalarını sunan usta heykeltıraş Mehmet Aksoy, ilk defa bu sergide yer alan yeni heykel ve resim çalışmalarının yanı sıra, son dönem işlerini de kapsayan değerli bir seçki ile geçtiğimiz ay sanatseverlerle buluştu. Sanatçının 55 yıllık sanat birikiminin izlerini takip etmemizi sağlayan sergi 20 Nisan tarihine kadar ​Anna Laudel Contemporary’de devam edecek. Mehmet Aksoy’un ışık ve renklerle dolu sihirli dünyasına yer verdiği sergisini ve kitabını sizlerle buluşturacağımız etkinlik 13 Nisan Perşembe günü, 15.00-19.00​ saatleri arasında, Anna Laudel Contemporary’de gerçekleşecek.




Mehmet Aksoy ile ​Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar Sergi Kitabının İmza Günü Tarih:​ 13 Nisan 2017, Perşembe Saat:​ 15.00 - 19.00 

Adres:​ Anna Laudel Contemporary, Bankalar Caddesi 10 Karaköy, Beyoğlu 34421 

Web sitesi:​ annalaudel.gallery 
Facebook: ​www.facebook.com/annalaudel.gallery 
Twitter: ​twitter.com/laudelgallery 


ÇEKİCİN RÜZGARINDAKİ EZOTERİK İLLÜZYONLAR:

Anna Laudel Contemporary, usta heykeltıraş Mehmet Aksoy’un ışık ve renklerle dolu sihirli dünyasına yer vereceği yeni yılın bu ilk sergisinde sanatseverleri eşsiz bir zaman yolculuğuna davet ediyor. Sanatçının, beş sene aradan sonra yeniden benzersiz yapıtlarını sunacağı, son dönem çalışmalarından oluşan kişisel sergisi 20 Nisan 2017 tarihlerine kadar görülebilir. Türkiye ve özellikle Almanya’nın başkenti Berlin’in aralarında bulunduğu bir çok kentte sergilenen etkileyici açık hava heykel projeleriyle, yurt içi ve uluslararası alanda zamanının en özgün ve önemli heykel sanatçıları arasında kabul edilen Mehmet Aksoy​, uzun bir aradan sonra yeniden dikkat çekici çalışmalarıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. 

Usta heykeltıraşın 23 Şubat tarihinde Anna Laudel Contemporary​’de açılan sergisi, sanatçının ilk defa bu sergide sunulacak olan yeni çalışmalarının yanı sıra 55 yıllık sanat geçmişi ve birikiminin izlerine tanıklık etmemizi sağlayacak işlerinden oluşan değerli bir seçki sunuyor. Mehmet Aksoy’un kütle üzerinde ve mekan içinde ışıkla beslenerek melodiye dönüşen heykelleri, Yesemek’teki heykel atölyesinde çalışan Hititli’den, Afrodisias’taki Yunan ustalarına uzanan bir geleneğin devamında form bularak karşımıza çıkıyor. Heykellerinde ana malzeme olarak taş ve metal kullanan sanatçı, kendi deyimi ile taşı her an değişen, dönen ve dolanan ışıkla yontarak, işlerinde mistik doğa olayları, Şamanizm ve arketip tanrı imgelerinin etkilerini yansıtıyor. Mehmet Aksoy’u ağırladığı bu kapsamlı sergi ile 2017 yılına dikkat çeken bir giriş yapan Anna Laudel Contemporary, Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki yeni mekanında ikinci sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatseverleri, Mehmet Aksoy heykellerinin ışık ve renklerle dolu sihirli dünyasında bir zaman yolculuğuna davet eden Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar​, 20 Nisan tarihine kadar Anna Laudel Contemporary’de ziyaret edilebilir. 





Mehmet Aksoy

1939 yılında Hatay, Yayladağı’nda doğan heykel sanatçısı Mehmet Aksoy, 1961-1967 döneminde, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde Prof. Şadi Çalık Atölyesi’nde öğrenim gördü. Ardından yine aynı bölümde asistanlık yaparken 1970 yılından itibaren devlet bursuyla Londra’ya ve ardından da Berlin’e gitti ve bu şehirlerde akademik hayatını devam ettirdi. 1972 yılında Berlin Türk Akademiler ve Sanatçılar Derneği’nin kurucu üyeliğini ve başkanlığını yaptı. Daha çok kamusal alanlarda, herkesin seyrine açık eserler tasarlamayı tercih eden sanatçının bu anlamdaki ilk adımlarından biri de 1976 yılında Antalya Film ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirdiği 2 aylık kamuya açık heykel çalışması olmuştur. Mehmet Aksoy 1978’de Berlin’den İstanbul’a dönmüş 1981 yılına kadar İGDSA Heykel Bölümü Taş Atölyesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. Türkiye’deki 80 darbesinin getirdiği politik baskıların ardından, 1981 yılından 1989’a kadar Berlin’de sanat üretimini sürdürmüştür. Bu dönemde, Berlin’de açık alanlarda sergilenmek üzere bir dizi heykel üretmiştir. 1989 yılında Türkiye’ye dönmesinin ardından Aya İrini’deki Şahmeran Öyküleri adlı projesi ile II. Uluslararası İstanbul Bienali’ne katılmıştır. 1990’larda İstanbul ve Ankara başta olmak üzere yine kamusal alanlarda sergilenen birçok heykele imza attı. 2000’lerde ise yaygın olarak bilinen, Kibele Çeşmesi (İş Sanat Kuleleri), İnsanlık Anıtı (Kars), Hezarfen (İTÜ Maslak kampüsü kütüphanesi) heykel çalışmalarını gerçekleştirdi. Açık alanlardaki eserlerinin yanı sıra, İstanbul’da birçok galeride de kişisel sergileri açıldı. 2011 yılında, çalışmalarına 2005’te başladığı İnsanlık Anıtı adlı heykelin hükümet tarafından yıkılmasına karar verildi. Bu olay birçok tartışmaya neden olmasına rağmen, 2011 Nisanı ayında yıkımına başlanan heykelin 14 Haziran’da tamamen ortadan kaldırıldı. 2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Mehmet Aksoy 50. Yıl Retrospektif Sergisi açıldı. Burada 50 yıllık üretim serüveninden parçaların yanı sıra, yeni heykelleri de sanatseverlerle buluştu. 


Mehmet Aksoy, Türkiye ve Almanya’daki yarışma ve kurumların sunduğu birçok ödülün de sahibidir. Sanatçının detaylı özgeçmişi için bu linke bakabilirsiniz. 2000 senesinden beri çalışmalarını kendi tasarımı olan Böcek Ev’de sürdüren Mehmet Aksoy’un heykelleri doğanın kendisi, Şaman ritüelleri ve mitolojik hikayelerle dolu dünyasını yansıtır. Hem Türkiye hem de yurt dışında, açık hava çalışmalarıyla heykel anlayışına farklı bir boyut kazandıran sanatçının, yurt dışında açık havada sergilenen bir çok çalışması bulunuyor. Ana malzemesi taş ve metal olan Mehmet Aksoy’un özellikle ön plana çıkardığı ışık oyunları, heykel kütlesinin üzerinde ışığın su gibi dolaşarak farklı formlar bulduğu çalışmaları dikkat çekiyor. 




Anna Laudel Contemporary 

2012-2016 yıllarında, dört sene boyunca Erenköy’de yer alan ve Anna Laudel tarafından kurulan Art350 Galeri, güncel sanat alanında Türkiye ve uluslararası sanatçıların çalışmalarına daha kapsamlı destek vermek amacıyla yeniden yapılandırıldı ve Karaköy Bankalar Caddesi’nde​ tarihi bir binada Anna Laudel Contemporary​ ismi ile Aralık 2016’da kapılarını açtı. Anna Laudel Contemporary, sergi alanına ek olarak sanatseverlerin bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğu, uluslararası sanat ortamıyla birlikte hareket eden; sanatçıların aynı zamanda konakladığı ve yaratıcı projelere imza attıkları yeni bir mekan sunuyor. Aynı anda solo ve grup sergileri ve etkinlikler düzenlemeye olanak sağlayan beş katlı tarihi binada yer alan galerinin direktörlüğünü Ferhat Yeter​ yapıyor. Galerinin kurucusu Anna Laudel​, Düsseldorf’tan Türkiye’ye 20 sene önce tekstil alanında iş kurmak için geldi. 

Kendisi aldığı eğitim ve içinde büyüdüğü güncel sanat ortamının etkisiyle Türkiye’de galeri açarak bu alanda çalışan yerli ve yabancı sanatçılara destek olmayı amaçlıyor. Anna Laudel Contemporary, üretken sergi ve etkinlik programıyla İstanbul’un önde gelen dinamik güncel sanat merkezlerinden biri haline gelerek, uluslararası sanatçıları ağırlamanın yanı sıra, Türkiye’den sanatçıları uluslararası platformlarda temsil etmeyi hedefliyor.

Fotoğraflar Flint PR ajansı basın bülteninden alınmıştır. 

5 Nisan 2017

Tüyler Ürperten Sergi

Guillermo Del Toro'nun Gizemli Dünyası LACMA ardından turneye çıktı 




Karanlık masalların ünlü yönetmeni Guillermo Del Toro filmleri her daim inanılmaz karakterleri, set ve mekan tasarımı, kostüm tasarımı, özel efekt ve makyaj tasarımları ile izleyicisini filme hapseder. Onun oluşturduğu karanlık dünyaları yakından görmek için Los Angeles Contemporary Museum of Art  Guillermo del Toro’s At Home With Monsters isimli sergisi ile yönetmenin 600 parçadan oluşan koleksiyonunu sanatseverlere iilginç bir sergileme sistemi ile sunmuştu. Şimdi Mia (Minneapolis Institute of Arts)  'da sergilenen sergi Dünya'nın çeşitli şehirlerinde gezmeye devam edecek. 



Sergide filmler için hazırlanan storyboardlar, kostümler, yağlı boya tablolar, maketler, kuklalar ve sanatçının özel koleksiyonunda yer alan bazı eserler sergileniyor. 



Görseller LACMA web sayfasından alınmıştır

4 Nisan 2017

Sergi İncelemeleri No:90 Kasa Galeri

İmkansız Uzam 



Geniş alanlara yayılan bir yıkım,değişim ve göç sürecindeyiz. Nefes almaya, yaşamaya çalıştığımız şehrin dönüşen bir başka bölgesinde alternatif kullanım ile farklı işleve dönüşmüş bir banka binasının alt katında, kasadan galeriye dönüşmüş alanında 3 odaya dağılmış bir sergi var. Bu 3 oda 3 Diyarbakır'lı sanatçının çalışmalarına yer veriyor "İmkansız Uzam" isimli sergide. 3 sanatçı tahribat, yıkım, inşaat, aidiyet, zaman ve mekan gibi kavramlar çevresinde bir araya gelerek dönüşen şehrin, dönüşen galerinin içerisinde bir yolculuğa çıkarıyorlar izleyiciyi... 



Deniz Aktaş'ın yetenek üstü çizgilerinin bir araya getirdiği manzaralar ile başlıyor sergi. Yabani otlar arasında, uçsuz bucaksız görünen arazide yıkıntılara odaklanıyoruz. Doğanın bir arada karmaşasını hissettiren güçlü, keskin çizgiler arasında yıkım,ölüm, tahribat gibi kelimeler üzerine düşünmemizi sağlıyor bakakaldığımız her manzara. 



2. odaya girdiğimizde öncelikle ortada izleyiciyi İhsan Oturmak'ın kerpiç,toprak,saman ve taştan oluşturduğu "Stratejik Güzelleştirme" isimli enstelasyonu karşılıyor. Çatalhöyük'ü referans alan bu yerleştirme 9000 yıl önce 1400 yıl boyunca barışçıl şekilde bir arada yaşayan halkın eşitlikçi yaşam biçimi ve kent planı üzerine düşünmemizi sağlıyor. Sokakların varlığını görmediğimiz bu planı günümüz kent yapıları ile karşılaştırdığımız anda sanatçının "Dar Sokak Önermeleri" isimli  kamu araçlarının tasarımına yönelik çalışmalarını görüyoruz. Diğer iki duvarda yer alan ve karşılıklı birbirine bakan yağlı boya çalışmalar cepheler ile bezenmiş insansız manzarayı ve damda duran bence umutsuz insanların var olma mücadelesini hissettiriyor. 



Bütün galeriyi kapsayan yıkım sesi 3. odaya yaklaştıkça yoğunlaşıyor. Antik kent Palmyra'da her çekiç darbesinin içimizi acıttığı bu ses bu odada Pehlevan'ın çalışmaları ile birleşiyor. Sergideki diğer çalışmalara göre daha tanımlı bir bölge üzerine yoğunlaşmış çalışmalar görüyoruz. Sanatçı Hasan Pehlevan bölge olarak Fikirtepe'ye odaklanırken  kentsel dönüşüm adı altında yaşanan yıkıma soyut bir dil ile müdahalede bulunuyor. Referans olarak çoğu zaman yıkıntıların oluşturduğu gölgeleri soyutlayan sanatçı bu yıkılan bölgenin değişerek bir gün unutulacağını, uyguladığı çalışmalarının yok olacağını ve ancak sanat ile kalıcı hale gelebileceğini dile getiriyor. Evrim Altuğ ile yaptıkları oldukça kapsamlı bilgiler verilen röportajda şu soruyu soruyor; "Eğer Fikirtepe, kendi sanatsal mirasını çok baskın bir şekilde ortaya koymuş olsaydı, onun yıkımını gerçekten durdurabilir miydik?"



Derya Yücel küratörlüğünde 5 Mayıs'a kadar ziyaret edebileceğiniz sergi Sabancı Üniversitesi, Kasa Galeri'de.  


 
Copyright © 2015